Künye
Adı ve Soyadı : Nesrin GöçtürkKAYA
Cinsiyet : Bayan
Doğum Tarihi : 8.3.1957
Ülke : Türkiye
Şehir :
Mesleği :
Üyelik Tarihi : 4.7.2007 00:00
Son Giriş : 14.6.2009 00:00
 Biyografi
 Yorumlar
 Favori Kitaplarım Tümü » 
 Forum Alanına Yazdıkları Tümü » 
• Gülümsemeniz için yedi neden yazın... 09.03.2009 14:59:01
Bazı insanların nerede olduklarını unutarak aptalca sözleri espri diye algıladığı durumlarda....!!!
• Geçmişe ait en çok özledim dediğiniz şey nedir? 12.06.2009 22:40:01
Gençlik dönemimde kalan insanlar arasındaki samimiyeti,dürüstlüğü özledim....
• ATATÜRK CUMHURİYETİ GENÇLİĞE EMANET ETTİ PEKİ GENÇLİK KİME EMANET? 21.08.2008 01:49:01
:))) Ben yine de sizin kadar karamsar olamıyorum bu konuda. Ewet internet ve televizyon gençleri olumsuz yönde etkiliyor ama o esrar partileri, liselerde tuvalete çocuk düşürmeler, köşe başlarında kızlar için iddaaya girenler, hatta bekaretini vermek için lisede yakışıklı erkek arayan kızlar, otuz yıl önce de vardı ve otuz yıl sonra da olacak.

O zamanlar, tek kanallı devlete bağlı gün içinde belli saatler arasında yayın yapan televizyon kanalından bu tarz olayları öğrenmek mümkün olmuyordu. Yazılı basında bu kadar çok rekabet yoktu o nedenle yaşananlar pek su yüzüne çıkmıyordu.
Şimdiyse televizyon kanalında görünmeyen kimse kalmadı çok şükür ülkemizde ve "reyting" denen istatistik grafiğini yükseltmek için asparagas denilen hayali haberler de gerçeklerin içine yerleştirilince, ortalıkta yaşandı gösterilen tablo epey ürkütücü geliyor insana..

Kahvelerde oturan işsiz gençler hükümetlerin ayıbı ve bu ayıbı bu ülke her dönemde yaşıyor. Ekonomik önlemler alınmazsa daha çok yıllar da yaşayacağa benziyor.

Ben yinede sizin çizdiğiniz tablonun aslında küçük bir çerçeveden ibaret olduğunu savunuyorum.
Gençlik heyecanı ve özentisi diyorum. Özentiler hevesten ibarettir ve dönemini doldurunca kendiliğinden ortadan kalkar.... Ülkemiz için asıl tehlikeler gözümüzün içine baka baka ortalarda dolaşıyorken ben gençlerin tümünü potansiyel suçlu defterine kaydedemem. Her nesilde bu tip vakalara rastlamak mümkün.
Tedavisi eğitim. Aile içinde bilhassa... "Ayıp-günah ve yasak"larla ürküterek, korkutarak şiddet uygulayarak eğitilen gençler, sizin örnekleriniz. Sevgiyle:))
• ATATÜRK CUMHURİYETİ GENÇLİĞE EMANET ETTİ PEKİ GENÇLİK KİME EMANET? 18.08.2008 23:36:01
Nuran hanıma katılıyorum.... "İstisnalar kaideyi bozmaz" Örneklediğiniz kişiler sadece özenti yaşam sürdürmeye çalışan azınlık bence..

Bir çok konuda başarılara imzasını atan, kültürüne sahip çıkan gerçek Türk gençleri çoğunluğu teşkil ediyor...
Ve.. Atatürk geleceği kimin ellerine emanet ettiğini çok iyi biliyordu. Emaneti devralan her nesil bir sonrakine bayrağı tertemiz vermeye devam edecektir... Bundan kimsenin şüphesi olmasın! Sevgiyle:))
• ATATÜRK CUMHURİYETİ GENÇLİĞE EMANET ETTİ PEKİ GENÇLİK KİME EMANET? 19.08.2008 00:20:01
Sevgili Nuran... Aslında yeni nesil gerçekten kendi içlerinde ayrılıyorlar. Bir tarafta ne istediğini bilmeyen ve sadece çevrede gördüklerini yaşamına geçirip "kopyacı" özenti bir grup... Öte yanda araştırıp okuyan, tecrübeleri değerlendiren, ne istediğini gayet iyi bilen, yaşından umulmayacak olgunlukta bir yaşam sürdüren bir başka grup...
Bu ilk gruptaki çocukların sorumluluğu önce ailelere sonra topluma ait bence..... Hepimize bu konuda çok iş düşüyor. "Benim çocuğum ikinci gruba dahil diğerleri beni ilgilendirmez" zihniyetiyle hareket edersek ileride mutsuz bir kesim kaçınılmaz olacak. En azından çocuklarımızın arkadaşlarına ve komşu çocuklarına eğitimlerinde yardımcı olmamız insanlık görevimiz diye düşünüyorum...

Evimiz temiz olsa da kapımızın önü pisse o pislik birgün bir rüzgarla evimize girer diye düşünmeliyiz. Sevgiler:))
• ATATÜRK CUMHURİYETİ GENÇLİĞE EMANET ETTİ PEKİ GENÇLİK KİME EMANET? 19.08.2008 23:09:01
İnanın sevgili ömür, sizin örneklediğiniz gençler yirmi sene otuz sene önce de vardı aramızda... O zamanlar "hippi" deniyordu şimdi "hipap" deniyor adlarına... Zararsızlardır. Özgürlüğü farklı modda yaşama taraftarıdırlar ve fazla uzun ömürlü değiller. Ailelerinin desteğiyle yaşadıkları günlerin tadını çıkartırlar sadece. Karamsar tablo çizmeyelim bence bu konuda.......

Bir süre sonra aile desteği bittiğinde ve yaşamın içine girdiklerinde, asgari ücretle geçinmeyi öğrenme peşinde koşarken ne hipap görür gözleri ne de metalika.:))
Sizin bahsettiğiniz gençler ya öğrenci ya da henüz ailesinin desteğiyle yaşayan çocuklar. 5 yada 10 yıl sonra her biri bir mevkiide olacak ve bu özgür günlerini iç çekişleriyle anacaklar.... Sevgiyle:))
• YAŞAMAK İÇİN SON BİR GÜNÜNÜZ KALSAYDI NELER YAPARDINIZ? 18.08.2008 23:25:01
Tanıdığım herkesi arardım herhalde. Kırgın olduklarımı bilhassa:))
• EN SON NE ZAMAN KAHKAHALARLA GÜLDÜNÜZ? 18.08.2008 23:26:01
Böyle bir ülkede her gün kahkaha atacak o kadar çok olay oluyor ki....:)))
• NEDEN YAŞIYORSUNUZ? 21.08.2008 02:23:01
Bir görev için dünyaya gönderildiğimize inanıyorum. O görevimiz bitinceye kadar burada misafiriz. Görevi biten gerçek dünyaya geri dönüyor. Yaşama sebebimiz bu diye düşünüyorum....
Belki de bu nedenle intihar etmek dinen yasak. Görevden kaçmak anlamına geliyor:))
• Hiç bir çıkarınız olmadan peşine düştüğünüz ne var hayatta? 18.08.2008 23:56:01
Ben bu konuda sevgili ömere katılıyorum... Üç tane yetişkin çocuğum var. Büyük oğlum iki ünüversite bitirdi kendine göre bir yaşam kurdu. Kızım evli bir çocuk sahibi ve o da kendi yaşamında mutlu yaşıyor. Onyedi yaşında bir oğlum daha var. O yanımda, henüz yaşamını kuracak konumda ve yaşda değil...

Anne olmayı ben istedim ve bu istek annelik duygusunu tatmamı sağladı... Onları severek, sevgi ihtiyacımı karşıladım, onların bana ihtiyaçları dahilindeki bağımlılıkları, masum sevgileri, benim başka sevgiye ihtiyaç duymadan yaşamamı sağladı... Onların başarılarından kaynaklanan övgüler gururumu arttırdı ve özgüvenimi sağlamlaştırdı... v.s

Şimdi hepsi kendi yolunda ve elbette ki onlardan hiç bir beklentim olmadı ve olamazda, benim idellerime göre değil kendi tercihlerine göre yaşam kurdukları için kendi dünyalarında mutlular ve ben onların bu mutluluklarından bile mutluluk payımı alıyorum... Yani manevi çıkarlar ben istemesem de kendiliğinden oluşuyor...
• Hiç bir çıkarınız olmadan peşine düştüğünüz ne var hayatta? 19.08.2008 00:04:01
Ömer değil ömür olacaktı düzeltmek istiyorum.....:))

Bu arada açılan konunun içinde sanki kelime oyunu saklı gibi... Bir şeyin peşine düşüyorsak zaten hedefe ulaştığımızda bir doyum olması gerekmez mi? Menfaatlere takılı bir hedef değilse bile, sonucunda manevi doyum mutlaka vardır. Allah derken bile cennet düşünüyorsa insanoğlu, demek ki yaradılış özelliğinde var karşılık beklemek, çıkarları doğrultusunda bir şeyin peşinden gitmek.... Sevgiyle:))
• Hiç bir çıkarınız olmadan peşine düştüğünüz ne var hayatta? 19.08.2008 00:05:01
Teşekkür ederim Nuran. Allah hepimizin çocuklarını bağışlasın...
• Hiç bir çıkarınız olmadan peşine düştüğünüz ne var hayatta? 19.08.2008 23:26:01
Sevgili jaslyn anne olma isteği başlıbaşına bir ego bence.... Çocuğun itiraz etme yada onaylama gibi bir şansı yok. Tamamen kadının anne olma egosunu doyurmak için dünyaya geliyor...

Annenin bebek doğduktan sonraki çabaları, bebeğin yaşaması için gerekli zaten. Bebek yaşarsa anne olmanın devamı olur, ölürse annelik biter!!!
Arabanın önüne yada çocuğunu kurtarmak için hiç düşünmeden ateşin içine girenler de var tabii ki. Ama siz sadece kendi çocuğunuz için mi yaparsınız bu davranışı. Vicdani bir kararla başkasının çocuğu için alevlerin içine giren insanlar yok mu?

Anne yada baba olmak başlıbaşına sorumluluk isteyen bir kavram olduğuna göre bilinçli anne babalar zaten evladını en iyi şekilde yetiştirme gayreti içindedir. Hemde hiçbir menfaat beklemeden. Fakat biz istemesek de, manevi karşılıklar bize veriliyor. Bu da Allahın bizlere mükafatı diyorum ben...

Bu arada sevgili jaslyn, sizinle uzun bir aradan sonra yine burada karşılaşmak güzeldi... Sevgiyle:)))
• Hiç bir çıkarınız olmadan peşine düştüğünüz ne var hayatta? 21.08.2008 02:12:01
Sevgili minelka...Neden bu kadar hayret ettin anlayamadım. Oysa, egoistlik yani bencillik insanın yapısında vardır. Denetimi de (Diğer duygularda olduğu gibi) kendi iradesindedir.

Ben çocukları çok sevdiğim için ve Tanrının bana sunduğu annelik duygusunu başlıbaşına yaşamak için üç tane çocuk dünyaya getirdim ve eşim üçünde de itiraz etti. Yani o çocuk sorumluluğu almak istemediğini ve çocuk istemediğini söyledi ama ben annelik duygusunu yaşamak için bencilce karar verdim ve üç kez anne oldum. (Yani onları egom için dünyaya getirdim)
Kadın egosunu bir kenara bırakamaz çünkü bu anne olma isteğini de kadının yüreğine yerleştiren yine yaradan değil mi?

Son olarak; istesek de istemesek de rahmin içine cenini yaradan düşürüyor (Amenna) ama kürtaj diye de bir şey var. Eğer o anne olma egosu olmasaydı kadının içinde işte o zaman nesil tükenirdi.

Sonuçta sevmek duygusu da bir nevi bencillikle örtülü. Mesela eşinizi başka birisiyle gönül rızasıyla paylaşır mıydınız? Her türlü sevginin içinde mutlaka ego (Bencillik) yatar...
Bu arada bencillikle beklentiyi birbirinden ayıralım lütfen! Hiç bir kadın evladını bir beklenti karşılığında dünyaya getirmez, sevmez ve beslemez. Sevgiyle
• Kendinize en çok hangi soruyu soruyorsunuz? 18.08.2008 23:22:01
Yaşamımın hakkını verebiliyor muyum? Bu gün insanlık adına ne yaptım?

Künye | Hakkımızda | Kurallarımız | Reklam | Yardım | İstatistikler | İletişim 

Edebik.Com da yeralan bilgilerin her hakkı,aksi belirtilmediği sürece edebik.com a aittir. Edebik.Com bir kültür-düşün sitesidir. Kuruluş amacı kültürel alış-veriştir. Kâr amacı gütmemektedir. Sitemizde yeralan tüm bilgi, içerik yalnızca kültürel alış-veriş amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizde bilgi niteliğindeki her türlü içerik kaynak gösterilmek kaydı ile izne gerek duyulmadan yayınlanabilir.