Sufi yayınlarından "40 mektup"isimli bir kitap okumaktayım.Kitap Ankazade Halil efendi adında Bulgaristan Köstendil'de yaşayan bir tasavvuf büyüğünün Köstendil Makedonya'da yaşayayan Tuti İhsan efendiye yazdığı mekuplardan oluşturulmuş.Erbabına hitap eden bir kitap.30.mektupta Halil efendi şöyle diyor: "Baba terbiyeden birinci derecede mesuldür.Bu mesuliyet hanımının ilmi ve dini terbiye almasına yardımcı olmaya hatta elinden gelen gayreti göstermeye sevk eder.Bazı erkek müsveddeleri kadını hizmetçi gibi görüp ne ilimle ne mana ile alakadar olmasına müsaade ediyor,bir de kendilerini dindar diye aleme satıyorlar.Çocuklarıyla kendileri uğraşsalar ne ala..Onu da yapmadıkları gibi kaba kuvvetle hanımlarına muamelede bulunuyorlar.Sadr-ı islamda böyle miydi?Tabii ki böyle değildi:Hanımlar her sahada adeta erkeklerle aynı hizmetlerde ve makamlarda bulunmaktaydı. Hanımlar mescidde evlerde hatta harplerde bile faal vaziyetteydi.Hz.Aişe Annemiz dinde fakih olduğundan ashab-ı kiram kendisinde mesele sorardı.Hz.Şah-Şehid-i Kerbela Hüseyin efendimizin kızı Hz.Sükeyne'nin Muaviye'nin sarayında yaptığı muazzam hukuki ve siyasi hitabının İslam tarihinin ve insanlık medeniyet tarihinin sahifelerinde emsalini bulabilir misin?" Sayfa 236 Burada islama göre, Rabbimize göre kadından bir derece üstün yaratılan erkek nasıl bir erkektir?Ailede sorumluluklarını yüklenmeyen,çocuklarının terbiyesini üstlenmeyen onların ve hanımının ilmi ve dini terbiyesini sağlamayan,kadını hizmetçi gibi gören hatta kaba kuvvete başvuran erkek Halil efendinin ağzından erkek olarak değil erkek müsveddesi olarak görülmektedir. Bu mektupta hanımlara dayak konusuna, islamda kadınların asr-ı saadetteki yerine ve bir derece üstün yaratılan erkeğin nasıl bir erkek olduğuna dair bu zamanda çokça yapılan tartışmalara cevap bulduğum için yazma gereğini duydum. İnsan fıtratı gereği kul olmaya tapınmaya meyyal yaratılmıştır.Allah'a CC kul olmayan başka bir şeye kul olur,kimi paranın kimi bir kadının vs vs.Allah'a kul olmak başka her türlü kayıttan insanı özgürleştirir.Kul peygamberlikten sonra gelen en yüksek makamdır.Bkz.Kelime-i Şehadet.Kul Rabbinden gelen emire büyük bir güvenle itaat eder.Neden sorusu insana zaman kaybettirir ve kulluktan düşürür.Atı alıp Üsküdar'ı geçenler gerçek kullardır.Neden at ,merkep değil,neden Üsküdar diye soran olduğu yerde kalır.Mevlana Hz.lerinim dediği gibi "akıl bu bahiste çamura saplanan eşek gibidir."Onun için akıl seni Allah'a götürdükten sonra bu aklı bırak diyor.
|
|
Hoşdur bana senden gelen Ya bir gül ya da diken Ya bir hilat ya da bir kefen Lutfun da hoş kahrın da hoş
Aziz Mahmut Hudai Hz.
Bir hanım olarak katkım olsun istedim.:)
|
|
|
Şahıs ya hiç ilköğretim dahil okula gitmemiştir ya da okulda verilen din eğitimi yeterli değildir.
|
|
|
Kızımı özledim bir de kızım kadar sevdiğim Esra'yı.Mekanları cennet olsun.
|
|
Ben dervişim diyene Bir ün edesim gelir Tanıyuban şimdiden Varup yetesim gelir
Sırat kıldan incedir Kılıçtan keskincedir Varıp anın üstüne Evler yapasım gelir
Altında gayya vardır İçi nâr ile pürdür Varıp ol gölgelikte Biraz yatasım gelir
Ta’n eylemen hocalar Hatırınız hoş olsun Varuban ol tamu’da Biraz yanasım gelir
Ben günahımca yanam Rahmet suyunda yunam İki kanat takınam Biraz uçasım gelir
Andan Cennet’e varam Hak’kı Cennet’te görem Hûri ile gılmanı Bir bir koçasım gelir
Derviş Yunus bu sözü Eğri büğrü söyleme Seni sıygaya çeker Bir Molla Kasım gelir
|
|
Yunus'un yaşadığı dönemden 100 yıl sonra Molla Kasım diye bir softa Yunus'un şiirlerini elde etmiş.. Başlamış okumaya. Her okuduğu şiiri dine, şeriata aykırı bularak yakıyormuş. Binlercesini yaktıktan sonra üst tarafını da suya atmaya başlamış. Şiirleri bir kısmını yakmış sonra bir kısmını da cönk'ünden koparıp suya atmış, atmış, atmış derken bir şiirde, Yunus:
Yunus Emre bu sözü eğri büğrü söyleme Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.
demiş, demiş ya Molla Kasım bunu görür görmez EYvah koskoca bir umman benim bu halimi yüzyıllar öncesinden görmüş de ben onu görememişim demiş.Yunus'a boyun eğmiş ve yakmadığı suya atmadığı şiirleri bir hazine gibi saklamış. Söylenceye göre bunun için şiirlerinden yakıp havaya savurduklar binlercesini göklerde melekler,suya attığı binlercesini denizlerdeki balıklar, kalan binlercesini de nsanlar söylermiş.
|
|
|
İnsanların çoğunun iki kitabı vardır.Eğer Kur'an-Kerim'de (ya da kutsal kitabında) yazılanlar kendi kitabına uyuyorsa denilene uyar,yazmıyorsa......kendi kitabına uyar.
|
|
Kapıyı açar ve evden içeri girersiniz .Soru:Geldin mi?
Ev telefonunuz çalar,aloooo dersiniz,karşıdaki ses:Evde misin?
Tuvalet çıkışı karşılaştığınız arkadaşınız sorar:Merhaba napıyorsun?
Çuvaldızı da iğneyi de kendime batırayım ki benim de etrafı sinirlendirebilecek mantıksız sorularım vardır,ancak şimdi hatırlayamadığımdan kendimden örnek veremedim.:))
|
|
İki Hadis-i Kutsi var hatırladığım.Birincisinde Cenab-ı Allah" Gizli bir hazine idim bilinmeyi diledim "buyuruyor.Amaç bu ise bir insanın onu bilememiş olması büyük bir kayıp olur hem kulluk hem de bunca katlanılan yaşama zahmeti açısından.Esasen bir başka Hadis-i Şerif 'te de bilmenin önemi üzerinde durulur: "Kim nefsini (kendini)bildi o Rabbini bildi."
İkinci Hadis-i Kutsi'de Cenab-ı Mevla Habibine :Eğer sen olmasaydın bu alemleri yaratmazdım,buyuruyor.Bu yüzden alemlerin yaratılışına sebeb olan muhabbet tasavvufun bel kemiğidir ve ayrı bir "alem"dir.:) İnsanın insana duyduğu nefsani aşkın bile aslolan muhabbete kavuşmak da vesile olacağından mecazdan hakikate geçiş bağlamında faydası .....İşte bu bir derstir ve "Aşk Mekteb"inde ehlinden ehline okunur.Burada ben sukut ediyorum.
|
|
Kur'an için örnek vereceğim.Kaldı ki verilen örneğin aynı merkezden indirildiğine göre diğer kutsal kitaplar için de geçerli olacağına inanıyorum.Hangi dilden indirilirse indirilsin o dil Allah'ın mesajlarını iletmede yeterli bir hale Allah tarafından getirilecektir.Kur'an söz,edebiyat ve içerdiği zengin mana itibariyle Peygamber'imizin (SAV) ilk ve en değerli mucizesidir.
Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.) Fussilet Suresi 44.Ayet
Kur'ân'dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur'ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır. Ahkaf 12.Ayet
|
|
İnsan doğumuna kendisi karar veremez (Külli İrade) ama nasıl bir insan olarak öleceğine kendisi karar verebilir.(Cüzi irade)
"Korkusuz filminde Jet Li'nin canlandırdığı karakterin ağzından ölmeden önce söylendi."
|
|
|
Aşk arapçada kökenini aşeka isimli bir sarmaşıktan almıştır.İnsanı sarıp sarmalayan sonra insanı başka bir insana sarıp sarmalayan aşk'ın kelime seçimi olarak ne kadar isabetli olduğunu düşünüyorum.Heran aşk var mıdır ? Nadasa yatırılmış yürekler vardır,hala geçmişin közlerini üfleyen aşıklar, ya da bermurad olanlar ama bir kalp aşkı tanımalı bilmeli hazır olmalı.Aşksız insan ya kalbi ya da kendi ölü olan insandır.Yunus Emre'nin dediği gibi: Yunus öldü diye sela verirler/ Aşıklar ölmez / Meğer ölen hayvan imiş.
|
|
|
Kur'an Kerimin son iki cüzünde uzaya ait bazı üstü örtülü ya da açık sırlar verilmiş.Sönmüş yıldızlara yemin olsun diye başlayan bir sure var.Ayrıca insanın yaratılışına dair verilen örnekler modern embriyolojinin kabul ettiği tarzda sıralanmıştır.Demek ki din bilim adamlarıyla ne kadar çatışırsa çatışsın,kendisinde saklı harikulade gerçekler gene bilimin katkılarıyla peçesini kaldırmaktadır.
|
|
|
Sevildiğini kim söyledi?Ben hiç sevmem..
|
|
|
|